Hakikatı Arayanlar Kimlerdir?
Bazen gece yatağımda gözlerimi kapatıp, gözlerimin önünde beliren yüzler arasında, hayatımda yer edinen anıların siluetleriyle baş başa kalırım. Her an, bir başka anın yansıması gibi gelir; geçmişimle şimdiki zamanım bir arada kaybolur. Bir yanda yaşadığım en mutlu anılar, diğer yanda ise hüsranla tamamlanmış hayallerim… Her gece, bir hakikati aradığımı hissediyorum. Ama neyin peşindeyim? Ne kadar derine insem de, bir türlü bulamıyorum.
Gece Yolda Yalnız Bir Yürüyüş
Bir akşam, Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, etrafımda kalabalık yoktu. Kışın soğuk havası burnumda derin bir nefesle yankılandı. Üzerimde kalın bir kaban, eldivenlerim ve cebimde bir kaç kuruş vardı. Yine de bu akşamda kendimi yalnız hissediyordum. Saat gece on iki civarıydı. İçimde bir tür gariplik vardı. Sanki her şey yanlış yerindeydi, her şey bir adım uzaklaşmış gibiydi. O kadar basitti ki, sanki hemen şuracıkta bir şey bulabilirim. Bir şey arıyordum, ama neydi bu şey?
İçimde hakikati bulmaya dair bir dürtü vardı. Gerçek neydi? Kendimi hep sorgulardım. Kayseri’nin o taş binaları arasında yürürken, başımda dönüp duran soruların bir yanı daha keskinleşti: Hakikatı arayanlar kimlerdir? Onlar, bir parça huzur bulmuş insanlardır ya da sadece sürekli bir şeyler arayanlar mı?
Hayal Kırıklığı ve Karşılaştığım İnsan
Biraz ilerledim, eski bir kafede ışıklar yanıyordu. Hemen girip bir çay almayı düşündüm. İçeri girdiğimde, yaşlı bir adam pencerenin önünde, elindeki sigarayı hızla içiyor ve gözlerini bir noktaya sabitlemişti. Tanımıyordum, ama sanki bir süreliğine yalnızlığım bir anlam kazanacakmış gibi bir çekim hissettim. Oturdum, çayımı söyledim.
O yaşlı adamın gözleri… Beni o kadar etkiledi ki. Yüzündeki çizgiler, her birinin farklı bir hikâye anlatıyor gibiydi. Sigara dumanı havada süzüldü. Adam yavaşça sigarasını yere bastı ve gözlerini bana çevirdi. “Sen de mi arıyorsun?” dedi.
Ne demek istediğini anlamadım, ama bu kadar doğrudan bir soruyu beklemiyordum. “Aradığım ne, bilemiyorum,” dedim.
“O zaman seni anlamam zor,” diye mırıldandı. “Ama hakikat, her zaman bulamayacağın bir şeydir. O, bir nehir gibi akar; senin önünden geçer, ama sen onu asla tutamazsın.”
Bunları duymak, içimde bir boşluk yarattı. Hakikat arayışının aslında bir yitik çaba, bir hayal kırıklığı olduğunu düşündüm. Belki de hakikat, her zaman insanın istediği gibi olmuyordu. Belki de onunla savaşmaya çalışmak, her geçen gün yalnızlıkla birleşiyordu.
Çıkmaz Sokak
O an, bir çıkmaz sokağa girmiş gibi hissettim. Adamın sözleri ağır gelmişti. Bir anda aklımdan o kadar çok şey geçmeye başladı ki… Hakikate dair ne varsa her şeyin tuhaf bir şekilde anlamını kaybettiğini düşündüm. Gece yarısı bir yabancıya söylediklerim, belki de boş bir hevesin yansımasıydı.
Evet, o yaşlı adam haklıydı belki. Belki de hakikat hiçbir zaman aradığım gibi olmayacaktı. Her insanın, kendi hakikatini oluşturmak için verdiği savaşı görebiliyordum. Ancak bazen bu çaba, bir çıkmaz sokaktan başka bir şey olmuyordu. Ve işte, o sokakta yürürken yalnız başıma, her adımda hakikate daha da uzaklaşıyor gibi hissettim.
Umut ve Yeni Bir Başlangıç
O geceyi hatırlıyorum… Penceremden dışarı baktım ve Kayseri’nin ışıkları, bana bir umut ışığı gibi parladı. Her şeyin kaybolmuş olduğu hissi içimi sardı ama bir şekilde, o gece, yalnızca yaşamak gerektiğini düşündüm. Belki de hakikat, her anımızda bir iz bırakıyordu ve onu aramak, yalnızca bizlerin yolculuğu olmalıydı.
Hakikati arayanlar kimlerdir? Bunu belki de bir ömür boyu arayacak biriyim. Ama belki de hakikat, peşinden sürüklenmek yerine, içinde bulduğum her küçük anın yansımasıdır. Kim bilir? Belki de şimdi, bu yazıyı okurken, siz de hakikati bir adım daha yakalamışsınızdır.